Milyonlarca yıldır bir “savaş ya da kaç” durumu varlığında insanın hayatta kalmasını sağlayan bu faydalı refleks, günümüzde insanoğlunun istisnasız tüm kronik hastalıklarını körükleyen ana mekanizma durumunda.

Doğada “kronik stres” diye bir şey yoktur! 

Kilit nokta, normalde sadece kısa süreli olması gereken stresin kronikleşmesidir.  Kronik stres yanıtının vücuttaki yıkımından büyük oranda sorumlu olan ise, adrenalden salgılanan kortizol hormonudur.

Doğada akut olarak kullanılan, ama insanların sürekli kullanarak kronik stres halinde getirdiği  “Savaş ya da Kaç ya da Donakal” (Fight or Flight or Freeze)  ile değil, “Dinlen ve Sindir ve Yenilen” (Rest and Digest and Repair) ile stres ile başa çıkmayı fonksiyonel tıp sayesinde sağlayabiliyoruz.

Hormonlar vücutta sıradan bir iş gören sıradan moleküller değildir. Hormonlar, sıradan biyolojik reaksiyonlara taraf olarak katılan basit kimyasal moleküller değil. Hormonların iş gördüğü nokta, hücre çekirdeği, yani kumanda merkezi. 

Açıkça stres altındaki bir hastanın, kadın olsun erkek olsun, seks hormonları bozuklukları veya tiroid durumunu değerlendirirmeliyiz.Bu da Fonksiyonel Tıp içinde değerlendirdiğimiz DUTCH testi ile mümkün olmaktadır.

Kemik erimesi, mineral (özellikle magnezyum) eksikliği, bel çevresi/karaciğer yağlanması, insülin direnci, metabolik sendrom ve hipertansiyon gibi birçok hastalığın kaderi olduğunu çoktan kabullenmiştir. Bu kabulleniş kişilere kronik hastalıklara götürmenin nedenidir. 

Vücudumuzu bu kronik maruziyetten korumak elbette mümkün değil ancak desteğe ihtiyacı olduğu kesin.